DOLAR48,48
EURO56,41
GR. ALTIN6.887
BIST14.505
BITCOIN3.786.133
TÜRKİYE

Prof. Dr. Avşar: "Terörsüz Türkiye yolunda provokasyonlara dikkat…"

Akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, “Terörsüz Türkiye yolunda provokasyonlara dikkat” başlıklı yazısında, terörle mücadele sürecinde provokatif olayların toplumsal çatışmaya dönüşmemesi ve terörle mücadele ile toplumun meşru siyasi faaliyetleri arasındaki ayrımın korunması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

10 Eylül 2026 132 okunma 4 dk okuma
Prof. Dr. Avşar: "Terörsüz Türkiye yolunda provokasyonlara dikkat…"

ANKARA - BHA

Akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, “Terörsüz Türkiye yolunda provokasyonlara dikkat” başlıklı yazısında, şu ifadelere yer verdi:

"Terörle mücadelede başarı örgütsel kapasitenin ortadan kaldırılması kadar terörün toplumsal ve siyasal etkilerinin yeniden üretilmesini engelleyen bir ortamın oluşturulmasına da bağlıdır.

Bu nedenle “Terörsüz Türkiye” hedefi güvenlik politikası bakımından olduğu kadar siyasal istikrar ve kamu düzeni bakımından da stratejik bir önem taşımaktadır.

Terör örgütlerinin temel amacı sahip oldukları şiddet kapasitesi üzerinden siyasal sonuç üretmektir.

Bu nedenle terörle mücadele doğrudan terör eylemlerinin önlenmesi ile sınırlı görülemez. Terörün propaganda, sembol, toplumsal gerilim ve siyasal kutuplaşma üzerinden yeniden görünürlük kazanmasını sağlayabilecek mekanizmaların da dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Karşılaştığımız bazı açıklamalar, törenler, taziyeler ve sportif faaliyetler etrafındaki tartışmalar bu açıdan ele alınmalıdır.

Burada mesele herhangi bir toplumsal faaliyetin kategorik biçimde sınırlandırılması değildir. Mesele belirli davranışların terör propagandasına, şiddetin meşrulaştırılmasına veya toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine elverişli bir siyasal ve psikolojik ortam oluşturup oluşturmadığıdır.

Bu ayrım önemlidir. Demokratik hukuk devletinde değerlendirme varsayılan niyetlerden çok somut eylemler, kullanılan semboller, ortaya çıkan sonuçlar ve bunların hukuk düzenindeki karşılığı üzerinden yapılmalıdır.

Terörsüz Türkiye sürecinin sürdürülebilirliği bakımından ikinci önemli husus provokasyonların toplumsal ölçekte büyütülmemesidir.

Siyasal şiddet araştırmalarında bilinen bir olgu yüksek gerilim dönemlerinde sınırlı sayıdaki olayın karşılıklı tepkiler aracılığıyla geniş kitleleri etkileyebilmesidir.

Bir eylemin toplumsal etkisi eylemin niteliğiyle birlikte ona verilen siyasal ve toplumsal tepkinin niteliğiyle de belirlenir.

Bu nedenle provokatif davranışlara karşı devletin, siyaset kurumunun ve vatandaşlarımızın vereceği tepki ölçülü olmak zorundadır.

Hukuka aykırı fiiller bakımından gerekli hukuki süreç işletilmeli ve terör propagandası veya şiddetin teşviki söz konusu olduğunda hukuk düzeninin öngördüğü mekanizmalar uygulanmalıdır. Buna karşılık hukuken suç teşkil etmeyen her davranışın siyasal bir kriz hâline getirilmesi toplumsal gerilimi azaltmak yerine artırabilir.

Burada hukuk devleti ilkesi belirleyici bir ölçüt oluşturmaktadır. Terörle mücadelede devlet otoritesinin güçlü olması ile hukuki sınırlar içerisinde hareket etmesi birbirine alternatif değildir. Aksine sürdürülebilir güvenlik politikasının temel şartlarından biri kamu gücünün öngörülebilir, ölçülü ve hukuka bağlı biçimde kullanılmasıdır.

Aynı ölçüt siyasal iletişim bakımından da geçerlidir. Terör meselesi siyasal rekabetin olağan gündemlerinden biri hâline getirildiğinde kullanılan dilin toplumsal sonuçları dikkatle hesaplanmalıdır. Siyasi aktörlerin açıklamaları özellikle yüksek hassasiyet taşıyan dönemlerde olayların algılanış biçimini ve toplumsal tepkilerin yönünü etkileyebilecek niteliktedir.

Bu nedenle siyasi aktörlerin temel sorumluluğu her gelişmeye en yüksek düzeyde tepki vermek değil hangi gelişmenin hukuk çerçevesinde ele alınması, hangisinin siyasi polemik konusu yapılmaması gerektiğini ayırt edebilmektir.

Bu yaklaşım teröre karşı taviz vermek anlamına gelmez. Tam tersine terör konusunda kavramsal netliğin korunmasını sağlar. Terör örgütlerinin eylemleri ve propagandası ile toplumun meşru siyasal faaliyetleri birbirinden ayrılmalıdır. Terör örgütüne meşruiyet kazandıran, şiddeti haklılaştıran veya örgütsel propagandayı normalleştiren tutumlara karşı açık bir hukuki ve siyasal mesafe korunmalıdır.

Bununla birlikte terör örgütlerinin faaliyetlerini sona erdirme hedefi ile toplumun bütününü terör örgütleriyle özdeşleştiren bir yaklaşım arasında da açık bir ayrım bulunmaktadır. Devletin güvenlik politikalarının etkinliği, bu ayrımı doğru yapabilme kapasitesiyle yakından ilişkilidir.

Terörsüz Türkiye hedefinin toplumsal boyutu da burada ortaya çıkmaktadır. Uzun süreli terör ortamları doğrudan güvenlik kayıplarıyla sınırlı değildir. Kamu kaynaklarının kullanımından bölgesel ekonomik gelişmeye, yatırım kararlarından toplumsal güven duygusuna kadar geniş bir alanda maliyet oluşturur. Terör tehdidinin ortadan kaldırılması bu maliyetlerin azaltılması ve ülkenin kaynaklarının daha yüksek ölçüde kalkınma hedeflerine yönlendirilmesi bakımından önemli bir imkân doğurur.

Bu nedenle sürecin günlük tartışmalar içerisinde daraltılması doğru değildir. Törenler, açıklamalar, sosyal medya tartışmaları veya sportif faaliyetler üzerinden ortaya çıkan olayların Türkiye'nin uzun vadeli güvenlik hedefinin önüne geçirilmemesi gerekir.

Burada kamu görevindekiler kadar siyasi partilerin, medya kuruluşlarının, spor kurumlarının, sivil toplum yöneticilerinin ve kamuoyunda etkili kişilerin de kullandıkları dilin sonuçlarını düşünmeleri gerekmektedir. Özellikle bilgi dolaşımının son derece hızlandığı günümüzde bağlamından koparılmış tek bir görüntünün veya ifadenin geniş toplumsal kitlelere ulaştırılması gerilimin kısa sürede büyümesine yol açabilmektedir.

Bu şartlar altında sağduyu siyasetin dışında kalan pasif bir tutum değildir. Sağduyu, güvenlik ve hukuk arasında doğru ayrımları yapabilen ve münferit olaylarla toplumsal grupları birbirinden ayırabilen, hukuka aykırı fiillere karşı kararlı fakat toplumsal gerilimi gereksiz biçimde artırmayan bir kamu ve siyaset yaklaşımıdır.

Türkiye'nin önündeki temel mesele terörle mücadelede elde edilen kazanımların kalıcı hâle getirilmesidir. Bunun için teröre karşı açık bir tutumun korunması, terör propagandasına meşruiyet alanı açılmaması, hukuk devletinin ölçütlerinden uzaklaşılmaması ve provokatif olayların toplumsal çatışmaya dönüşmesine izin verilmemesi gerekir.

Terörsüz Türkiye'nin başarısı terör eylemlerinin sona ermesiyle beraber terörün siyasal ve toplumsal etkilerini yeniden üretecek ortamın da ortadan kaldırılmasıyla ölçülmelidir.

Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan yaklaşım teröre karşı kararlılık, hukukta titizlik, siyasal iletişimde sorumluluk ve provokasyonlar karşısında ölçülülüktür.

Türkiye'nin uzun vadeli çıkarı geçici gündemlerin ürettiği gerilimlere teslim olmakta değil terör sorununu kalıcı biçimde geride bırakabilecek siyasal ve toplumsal zemini korumaktadır."

Kaynak: BHA

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

TÜRKİYE kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.

Marka Flower Çiçekçi